Göğüs Büyütme

Memeleri küçük olan ya da orta büyüklükte memeye sahip kadınlar ile doğum sonrası süt verme ile memelerinin içi boşalmış olan kişiler meme büyütme için ideal hastalardır. Orta veya daha büyük memesi olup memelerinde sarkma olan hastalar ayrı bir gruba girmektedirler. Bu tür hastalarda protez konulurken bir dikleştirme işlemi de sıklıkla gerekir.Meme büyütme ameliyatları genelde genç ve orta yaştaki hastalar tarafından tercih edilmektedir. Kural olarak memelerin gelişimini tamamlaması beklenir. Özel durumlar dışında 18 yaş öncesinde protez ameliyatları yapılmaz. Memeler büyümesini tamamlamış ise 18 yaşından sonra protez ameliyatları gerçekleştirilebilir.
Meme büyütme işlemlerinde sıklıkla silikon protezler kullanılır. Silikon protezler ilk üretildikleri zamandan beri büyük bir değişim geçirmişlerdir. 1993 yılından beri beşinci jenerasyon protezleri kullanılmaktadır. Önceki modellerde sık karşılaşılan jel kaçağı, protezin patlaması, protezlerin deforme olması gibi sorunlara son kuşak protezlerde rastlanmamaktadır. Bu konuda üretici firmalar ömür boyu garanti vermektedirler. Çözülemeyen bir sorun olan kapsül kontraktürü oranları ise en aza indirilmiş durumdadır. Beşinci kuşak protezlerin özellikleri koheziv, yani akışkanlığı az bir jel içermeleri, protez yüzeylerinin pürtüklü olması, şekillerinin anatomik ya da yuvarlak olması ve vücut içindeyken de şekillerini koruyabilmeleridir.
Meme büyütme ameliyatı genel anestezi altında uygulanır. Ameliyat süresi yaklaşık 1 - 1,5 saat sürmektedir.Her ameliyat sonrası vücutta bir iz kalır. Ancak meme büyütme ameliyatları izin en az olduğu işlemler arasında sayılabilir. Protezi yerleştirmek için 4-5 cm’lik bir kesi yapılır. Protezler meme altından, meme başından ya da koltuk altından konulabilir.Çok nadir yapılan bir uygulama da göbek deliğinden protez yerleştirilmesidir.Protezler, zayıf ve cilt altı ince olan hastalarda kas altına yerleştirilmektedir. Protezin üst kısmı kas altında, alt kısmı meme altında kalmaktadır. Bu yöntem “dual-plan” olarak adlandırılmaktadır ve modern meme cerrahisinde en çok bu teknik tercih edilmektedir. Cilt altı dokusu yeterince kalın olan hastalarda ise meme dokusunun ya da adale zarının (fasyanın) altına protez yerleştirilebilir.
Protez kas üzerine konulduğunda hemen hemen hiç ağrı olmaz. Kas altı uygulamaları daha ağrılıdır. Ancak ağrıya en aza indirmek için ameliyat sırasında uzun etkili ve güçlü uyuşturucular yapılır. Bunlar sayesinde hasta uyandığında şiddetli bir ağrı hissetmez. Ağrı ertesi gün daha belirgin olur. Ancak ağrı kesicilerle kontrol edilebilir ve dayanılmaz değildir. Ağrı 3 gün kadar sürebilir. Daha sonraki günlerde genelde rahatsız edici olan ağrıdan çok baskı hissidir ve bu konulan protezin büyüklüğüne ve hastanın cildinin gerginliğine bağlı olarak ilk 3 hafta hissedilebilir.
Meme başlarında bazen geçici his kayıpları ya da aşırı hassasiyet durumları olabilir. Bu yakınmalar genellikle birkaç ay içerisinde tamamen düzelir. Kalıcı his kayıpları çok nadirdir. His kayıplarının en önemli nedeni aşırı büyük protezlerin kullanılmasıdır.
Erken dönemde kanama, enfeksiyon, yara iyileşmesi sorunları yaşanabilir. Ancak bunlar nadir gözlenen problemlerdir. Meme protezlerinde uzun dönemde en sık karşılaşılan sorunlar kapsül kontraktürü, simetri bozuklukları ve estetik sorunlardır. Protez kaçakları ve patlamalar artık iyi marka protezlerde gözlenmemekte, bu konuda Allergan ve Mentor gibi markalar ömür boyu ürün garantisi vermektedirler.
Kapsül kontraktürü vücudun protezi yabancı bir cisim olarak algılayarak onu sert bir kapsülle çevrelemesi ve bir tarafa doğru itmesidir. Kapsül kontraktürü geliştiğinde, şiddetin bağlı olarak memede sertleşmeye, asimetriye ve görüntü bozukluğuna yol açar. Görülme sıklığı %1 ile 5 arasında değişmektedir. Oluşursa hastanın tekrar ameliyat edilerek kapsülün çıkarılması ve protezin değiştirilmesi gerekir. Tekrarlarsa bir kez daha ameliyat yapılabilir, ancak üçüncü kez tekrarladığında protez işlemi iptal edilir. İnatçı kapsüller çok sık karşılaşılan bir durum değildir. Yeni kuşak protezlerde kapsül oranları düşüktür. Ayrıca meme altı kesilerinden girilmesi, kas altı uygulamaları ve pürtüklü yüzeyli protezlerde kapsül daha az gelişmektedir. Ameliyatta özenli bir teknik kullanılması ve abartılı büyüklükte protezlerin uygulanmaması da kapsül riskini azaltmaktadır.
Protez sonrası karşılaşılabilen diğer sorunlar arasında asimetriler, protezlerin dışarıdan görünüyor olması, protez üzerinde dalgalanmaların görülmesi, hastanın protezlerin büyüklüğünden memnun olmaması, memelerin doğal gözükmemesi sayılabilir. Aşırı büyük protezlerin kullanılmaması, beşinci kuşak form stable protezlerin kullanılması, zayıf hastalarda protezlerin kas altına yerleştirilmesi ve özenli bir cerrahi ile bu sorunların tümü azaltılabilir.

Detaylı bilgi için

TOP